Kader nedir?

“Her şey”in Tanrı tarafından öyle tasarlandığı/belirlendiği için öyle olmasını ‘kader’ olarak kabul edeceğim. Bu yazıda bu tanıma uygun kader anlayışının neden kaçınılmaz bir sonuç olduğunu ve bu sonucun özgür iradeye engel olmadığını anlatmaya çalışacağım.

Önce bu tanımın doğurduğu sanılan iki problemini gösterelim. 1- Tanrı önceden biliyorsa ne olursa olsun o bilinen şeyi yapacağız. O zaman ya özgür irademiz yok ya da Tanrı seçimlerimizi bilmez. 2- İnsan fiillerinden sorumludur. Fiillerimi/ne yapacağımı Tanrı belirlediyse sorumlu tutulamam. Öyleyse ya Tanrı fiillerimi belirlememiştir ya da özgür irademiz yok. Birinci iddianın cevabı gayet açıktır. Sebep ile sonucu ters çevirmekten doğan mantık hatası söz konusu. Seçimimizin nedeni Tanrı’nın bilgisi değil aksine bizim seçim neliğimiz Tanrı’nın bilgisinin nedenir. Yani seçimimiz sonuç değil nedendir. Tanrı’nın bilgisi neden değil sonuçtur. Kaldı ki seçimlerimizi Tanrı önceden bilmez. Zamansız olarak bilir. Zaman-üstü durumda önce-sonra geçersiz kavramlardır. Tanrı zaman-üstü olduğu için problem zaten hiç yoktur. İkinci probleme birincinin aksine bugüne kadar tatmin edici bir cevap verilememiştir. Yazının amacını ise bu kısım oluşturmaktadır.

İnsan seçim yapar. Bu seçim olgusunda kaçırılmaması gereken nokta seçimin insan tarafından özgür iradeyle yapılmış olsa dahi seçimin şekli yönünün, fenomenal içeriğinin insana ait olamayacağı gerçeğidir. İzah edelim. Her seçim seçeneklerden birini seçmek suretiyle olur. İşte bu seçenekler insanın iradesiyle meydana gelmez. Bir şekilde özgür iradeye sunulur. Örneğin elma yemeyi seçmek için insan iradesinin dışında 1- “Elma” denilen şeyin evrende var olması gerekir. 2- Bu mefhumun insanın zihnine doğması gerekir. Ne elma bizim irademizle yaratılmıştır ne de elma yeme isteği irademizle içimizde belirmiştir. Açıkca görülüyor ki seçenekler irademiz dışı bize sunulur. Şuraya geldiğimiz an itibariyle diyebiliriz ki insan, fiillerini belirleyen/yaratan olamaz. Ancak kendisine sunulan olası fiilerden birini seçer. Seçtiğini yapmış olur yoksa yaptığını yapmış/yaratmış olmaz. Böylelikle seçenekler Tanrı tarafından belirlenmişken seçimler insana ait olmuş olur. Ancak cevabımız yeterli değildir. Çünkü bu durum yeni bir probleme yol açar. Bize gelen seçenekler bir başkasının seçimi yoluyla olabilmektedir. Örneğin birisinin “elma ister misin?” demesiyle elmayı yemeyi seçmem o kişinin elma ister misin diye sormayı seçmesi sonucu olmuştur. Bu durumda insana gelecek tüm seçeneklerin belirlenmiş/tasarlanmış olması başkasının seçimiyle meydana gelecek seçeneklerin neyin seçileceği bilgisi ile birlikte belirlenmesini gerektirir. İlk bakışta böyle görünse de doğru değildir. Tanrı hangi seçeneğe ne cevap vereceğimizi bildiğinden bana başkasının seçimiyle gelecek belirli/planlı bir seçeneği sunmak için o söz konusu başkasına da planlı bir seçenek sunar. Bunu sunarken o kişinin seçeneklere  nasıl davranacağını/neyi seçeceğini de göz önünde bulundurarak yapar. Kişi kendi iradesiyle seçimini yapsa da farkında olmadan üst bir planın parçası olarak bana Tanrı tarafından belirlenmiş seçeneğin gelmesini sağlar.

Tekrarlamak gerekirse. Tüm seçeneklerin belirlenmesi başkasının seçimiyle doğan seçeneklerin de belirlenmesi dolayısıyla o kişilerin seçimlerinin belirlenmesini gerektirir görünür. Bu durumda insanların seçimleri Tanrı tarafından belirlendiği için sorun ortaya çıkar. Ancak Tanrı neyi seçeceğimizi bildiğinden dolayı daha doğrusu Tanrı hangi seçeneğe ne cevap vereceğimizi bildiğinden tüm seçenekleri anlamlı bir bütün içinde bir ilişki ağı olarak tasarlar. Seçimler yeni seçeneklere yol açsa da tüm seçenekler bu ağda bütün halinde olduğu için seçimlere müdahil olunmadan yalnızca şeklen belirlenmiş olur. Bu kısmı açmaya çalışalım.

Çoğu seçimimiz bir başkasına seçenek gelmesine neden olsa da seçimini yapmış oldugumuz bize gelen seçeneği Tanrı sunarken neyi sececegimizi de dikkate alarak planlamak suretiyle o başkasının seçimini de planlamış olur. Böylece benim seçimim sonucu doğan seçenek diğer kisiye planlanmış/belirli olarak gitmiş olur. Denilebilir ki bize gelen seçenek de bir başkasının seçimi sonucu olabilir. Yapmamız gereken akıl yürütmeyi tersine devam ettirmektir (hatta akıl yürütme mutlaka devam eder çünkü bu zincirler bir ağ içinde uzayıp gider). Bizde seçeneğe neden olan kişiye gelen seçenek de planlı olarak verilir. Ve ondan öncesi de…

Dikkat edilirse tüm insanlık bütünüyle ilişki içindedir. Yaptığımız en ufak şey bile muhakkak diğer insanları etkiler. Absürd ama gerçek bir örnek verirsek parmağımı oynatmam kelebek etkisiyle hava durumunun değişimine katkı sağlar. Bu değişen hava durumu yeni yeni olay akışlarına yola açıp nice seçeneklerin doğmasına yol açar. Tüm seçenekler, insanların bilkuvve seçimleri bilindiği için (hangi seçeneğe ne cevap vereceğimiz) birbirleriyle bağlantılı olarak büyük bir örgü/desen/ağ olarak tasarlanır.

Tanrı her insanın seçim potansiyellerini bilir yani olası bir seçeneğe ne cevap vereceğimizi bilir. Tanrı bu bilgisiyle bilfiil kaderi/seçimleri tasarlamıştır. Böylelikle tüm fiiller şekli surette planlanmış olurken seçimlerin şekli olmayan sadece seçme yönü insanlara ait olmuş olur.

“Evet Tanrı cinayet işleyeceğimi bilmez bizzat tasarlar” Tanrı seçim potansiyellerimizi bilir ve buna göre büyük bir senaryo inşa eder. Ve ona kader deriz.

Bir hikaye ile anlattıklarımı resmetmek istiyorum.

Reklere ilgileri bakımından farklı karakterlerde 3 kaplumbagamız olsun:
1. Kaplumbağa kırmızıyı maviye, maviyi yeşile, yeşili sarıya tercih etsin.
2. Kaplumbağa da başka bir renk kombinasyonu: yeşil, kırmızı…
3. Kaplumbağa da daha başka bir renk kombinasyonu tercih etsin.

Eğer birinci kaplumbağayı kırmızı şeritli bir yola koyarsak ve kırmızı yolun sonunda sarı ve mavi şeritli iki yol olan yol ayrımı yaparsak kaplumbagamız yol ayrımına gelince maviyi sarıya tercih edecek ve mavi yolu izleyecektir.

image

Yine aynı kaplumbağayı daha karmaşık bir yol ağına koyarsak:

image

Kaplumbağamızın seçimlerini yani renk tercihlerini bildiğimden dolayı hangi çıkıştan çıkacağını önceden bilirim. Bu örnekte 8.çıkıştan çıkar. Hatta istersem renkleri düzenlemek suretiyle kaplumbağayı arzu ettiğim çıkıştan çıkmasını sağlayabilirim. Kaplumbağa kendi hür iradesiyle renk tercihini yapsa da ben renkleri düzenleyerek kendi irademle çıkışı belirleyebiliyorum.

Şimdi 3 kaplumbağanın aynı anda bulunduğu bir yol ağı hayal edelim:

image

Burada bir şey daha bilmemiz gerekiyor. Kaplumbağalar geçtikleri yolların şerit rengini değiştiriyor. Şeritler led’lerden oluşuyor, üzerinden cisim geçince bilgisayar led’leri 2.bir renge çeviriyor. Kaplumbağalar yola koyuldukları zaman birbirlerinin yollarıyla karşılaşacaktırlar. Birbirlerinin geçtikleri yollara denk geleceklerdir. Bu bizim hangi kaplumbağanın hangi çıkıştan çıkacağını tahmin etmemizde problem oluşturmayacaktır. Eğer led’lerin hangi 2.renge dnüştüğünü bilirsem, kaplumbağaların renk tercihlerini de bildiğimden çıkışları yine tahmin edebilirim. Aslında çıkışları tahmin ederim tabiri yanlış oluyor. En başta bu şeritlerin rengini ve yol ayrımlarını ben yerleştirdiğime göre kaplumbağaların tercihlerini de bildiğim için istediğim kaplumbağanın istediğim çıkıştan çıkmasını sağlayacak şekilde düzenlerim. Yani ortada bir tahmin değil arzu ettiğim şekilde belirleme, düzenleme var.
Gelelim koreografi yapmaya. 100 kaplumbağa alsam çok büyük bir yol ağı inşa etsem renkleri titizlikle hesaplasam 2.renklerinin (gerekirse daha fazla) ne olacağını bilgisayara programlasam her kaplumbağayı da spesifik noktasına koysam ve gösteriyi başlatsam elbette önceden planladığım koreografiyi karşımda sergilenmiş olur. 100 kaplumbağa da arzuladıkları renklere gidiyor olsalar da titizlikle düzenlediğim yol, sistem sayesinde kaplumbağalar izlenmesi hoş bir koreografi sergilemiş olur.

image

İnsanlar da kaplumbağalar gibi yol ayrımlarında seçim yapar ve hayat yoluna nice seçimler yapmak üzere devam eder. İnsanların tümünü birden düşünürsek kaplumbağa koreografisi ile karşılaşırız. İnsanların hayat yolları sürekli birbirleriyle kesişir. Kaplumbağanın bir yoldan geçince şerit renginin değişmesi gibi insanların kendi seçimleri bir başkasının önüne yeni şıklar gelmesine neden olur. En basitinden; bir şehre taşınmam sonucu oradaki kişiler açısından benimle irtibatlı yeni seçim kombinasyonları oluşacağı aşikardır. (Bu aşikarsa da esasında en irtibatsızmış gibi görünen kişiler bile dolaylı yollardan ilişkidedir, varlığımız tüm dünyayı etkiler)

Gelgelelim Tanrı’ya, eğer Tanrı bizim seçim potansiyellerimizi biliyorsa yani kaplumbağanın renk tercihlerini bilmek gibi bizim renk tercihlerimizi biliyorsa Tanrı’nın yarattığı şu görkemli evren ve içindekiler müthiş bir kaplumbağa koreografisidir. Tanrı bizim renk tercihlerimizi (seçim potansiyellerini) bildiği için milyarlarca insanı öyle bir karmaşık yol ağına yerleştirmiştir ki insanlık denen koreografi meydana gelmiştir!

İnsanlar kaplumbağalar gibi kendi arzuladıkları renge giderler. Seçimlerinde (renk tercihlerinde, seçim potansiyellerinde demek daha doğru) %100 özgürdür anacak yolları Tanrı inşa etmiştir. Koreografi tam olarak Tanrı’nın planladığı gibidir. Yapılan buluşlar, yaşanan aşklar, geçilen çağlar, geçen günler, doğan güneş, parlayan yıldız, psikolojik olgular, toplum ve ondandan zuhur eden dinamikler, matematik, topyekun nedensellik zincirleri… Akla ne gelirse koreografinin bir parçasıdır.

Sonuç olarak Tanrı her şeyi belirlemiş oluyor. Belirlemediği tek şey renk tercihleri yani seçim potansiyelleri oluyor. Dikkat ederseniz seçim değil seçim potansiyelleri diyorum. Aradaki fark seçimin şekli barındırmasıdır ki şekil Tanrıya aittir. Örneğin: İnsanı öldürmek bir seçimdir öteyandan insanı öldürme kötülüğü varlığı renk terciği yani seçim potansiyelidir.

Kader konusunun kafa karıştırıcı olması işte bu yüzdendir: Şeklin şeklen seçimi içinde barındırmasıdır. Tanrı şekli belirleyince sanki seçimi belirlemiş gibi oluyor. Şeklen öyle olsa da aslında şeklin ötesindeki renk Tanrı’ya ait değildir.

* Kısacası kader Tanrının seçim potansiyellerini bir bütünlük içerisinde anlamlı birliktelik ve ilişkiler ağı halinde şekle sokması olayıdır.
* Cüzi irade seçim potansiyellerinin bize aitliğidir.
* Külli irade ise bu devasa sistemi kuruş, şekle sokuş kudretidir.

Ek. Nasıl ki kaplumbağanın yollarını ben inşaa ettiğim için “çıkışları tahmin ederim” tabiri yanlış oluyor. (En başta bu şeritlerin rengini ve yol ayrımlarını ben yerleştirdiğime göre kaplumbağaların tercihlerini de bildiğim için bu yol ayrımlarını kurarken kaplumbağaların çıkışlarını zorunlu olarak kurduğum yapıya göre nereden çıkacağını bilirim. Yani ortada; düzenlemeyi rastgele yapmadığım sürece kaçınılmaz olarak tahmin değil arzu ettiğim şekilde belirleme, düzenleme var). Tanrı için, “fiillerimizi ancak bilir, belirlemez” demek aynı derecede hatalı ve absürd olur.

Not:

Kaplumbağa örneğindeki renkler belli eylemlere karşılık gelmiyor mesela kırmızı renk fakirlere yardım etmek anlamına gelmez. Her renk aslında benzeri bir daha gelemeyecek o ana özgü biricik renktir. Rengin simgelediği seçim seçimi yapacak kişinin o güne kadar yaşadıkları, zihin yapısı ve o an içinde bulunduğu bağlamla ilgilidir. Bu nispetle kırmızı dedigimde bir ikincisi olamayacak belli bir tonda kırmızı düşünün ya da 3 ana rengimizin değil de sonsuz ana rengin bulunduğu bir dünyada size 2 3 renk örneği vermiş olduğumu varsayın.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s